Ana Sayfa

berlinturkbanner

berlinturkbanner

Sabriye Güler

Sabriye Güler  |  BERLIN

YAZARIN TÜM YAZILARI

"Eldeki yara, Duvardaki kovuk…"

Ömrü hayalimde, yaşamadığım şeylerin çoğunu, son dönemlerde yaşamaya başladım. Ahhh nasıl bir coğrafya da doğmuş isek, gördüklerimizi, yaşadıklarımızı dünyanın hiçbir coğrafyasında yaşayanlar, böylesine ışık hızında yaşanmamıştır.

                        6.Şubat Kahramanmaraş depremi... Ülkemizi derinden yaraladı. Neye yanacağımızı, hangisine üzüleceğimizi bilemedik. Bir taş gelip boğazımıza oturmuştu. Bir bıçak gelip yüreğimize saplanmıştı. Hayatımıza bundan sonra nasıl devam edecektik. Zaman ışık hızında aktı. Ne arsızdır şu insanoğlu, nasıl da unutuyor, her şeyi kıvamına dönüştük.

                         Eldeki yara, yarasız duvardaki kovuk'a dönüştü. Oturduk yine yemek yedik, yine güldük, yine düğün dernek yaptık. 

                        Şimdi ekranlarda her gün yüzlerce konut depremi, depremzedelere dağıtılıyor. Dünyanın her yerinden yardım yağdı. Kimi elini verdi, kimi yüreğini verdi, kimi uzaktan kıs kıs güldü. " Beter olun "diye ama olmadık. Yine de kayboldu dediğimiz birbirimize olan sevgimize sarıldık. Gücümüzün birlikten geldiğini yine kanıtladık, dostta düşmana...

                        Biraz zor oldu ama epeyce yol aldık aşmada. Dilerim yaradan dan bize ve insanlığa böyle felaketleri bir daha göstermesin. Depremin arka arkaya yakın zaman diliminde iki kere olması, Türkiye bir haarp teknolojisine kurban mı edildi, sorularını cümleten sorduk durduk. Komplo teorileri havada uçuştu. Hala da bu bilinmezlik sürüyor.

                       " Budalalık düzdür, kurnazlıktan yoksundır. Zeka hileye, sinsiliğe başvurur. Akıllılıkta hile yoktur. " Demiş bir düşünür, ne de iyi demiş!e

                       Canım benim, adı güzel ülkem Türkiyem! Nelere maruz kaldın sen vallahi, senin yaşadıklarını başka ülke yaşasa çoktan tarihin tozlu raflarında yerini almıştı. Sanki bütün cihan çıktı karşına senin yıkılman, zarar görmen için uğraştı ama nafile...

                        Takdiri ilahi midir nedir? Sokaktaki her genç ve her çocuk neredeyse vatan aşkı ile dopdolu, Z kuşağı işte dedikleri, yeniden A kuşağı ile pırıl pırıl bilinçli bir gençlik geliyor. İçleri Türkiye aşkı, bayrak aşkı ile dopdolu, ilahi adalet yerini buluyor.

                       Kanla ve destansı bir Kurtuluş Savaşı vererek kurduğumuz yurdumuz da atalarımızın kemikleri sızlamıyor. Şükür Rabbime! 

                     Bazen sana düşman bilmeyerek iyilik eder, sanki öylesi bir süreç yaşıyoruz şimdilerde… Düşmanlarımız kötü boyası akan duvarlar gibi duruyor karşımız da, artık biliyoruz maskeli balolardan çıktık.

                       Aynen dediği gibi Abdurrahim Karakoç'un;

                      Çabuk pişsin diye zorbanın aşı. Ayıran olmadı kurudan yaşı. Keçinin kaplana her adım başı. Kırk tuzak kurduğu çağda yaşadık. 

                        Sağlıcakla kalın...