Orhan Veli ne demişti?
“Cep delik, cepken delik
Yen delik, kaftan delik
Don delik, mintan delik
Kevgir misin be kardeşlik.’’
Yoksulluk bir seçim değil, hiç kimse herkesin bolluk , bereket içinde yaşadığı bir dünyada yoksul olmak istemez, mağazalara aç kedinin ciğere baktığı gibi bakmaz. Pazar tezgahlarında hangisini alsam diye içinden " ya şundadır, ya bunda" totosu oynamaz. Marketlerde indirim peşinde koşmaz, aldığı küçük promosyonlar ile kendine küçük mutluluklar yaratmaz.
Her tarafından bolluk ve bereket akan bir ülkenin yurttaşısın ama yüce rabbim seni yoksullukla sınıyor. Neye elini atsan ateş pahası ve alım gücün durduk yerde eriyor, tavada eriyen tereyağı gibi… Ne yaparsın, sebep olan kebab olsun diye beddualar edersin. En kestirme ceza şekli bir insana, bir topluluğa, bir yöneticiye saydığın ucu zehirli beddualardır. En azından psikolojik olarak rahatlarsın...
Şu Amerikalıları hiç sevmem ama 39. Devlet başkanları Jimmy Carter In dediği gibi; Bir toplumun ölçüsü, en zayıf ve en çaresiz vatandaşlarına nasıl davrandığıyla bulunur.
Bizim toplum bu aralar pek mağdur, çok mağdur, aynen Orhan Veli'nin dediği gibi " Cep delik, çepken delik" durumdalar… Oturdukları yerde, çalıştıkları yerde, ürettikleri yerde, yarattıkları yerde, uğraştıkları yerde hızla yoksullaşıyorlar.
Antalya'nın Kaş'a bağlı bir köyünde, adamlar oturup kağıt oynarken, bildiğiniz oyun işte… Ceza yazılmış köylülere, cezanın içeriği ise trafik cezası, önemsememiş köylü itiraz süresi de geçmiş, bir emekli maaşım gitti diye, o cezayı ödemek zorunda kalmış…
Ne yapayım diyor, karım ile yedi yirmidört aynı ortamda mı oturayım, köylüler ve kahvehaneler bildik sosyalleşme mekanları. Adam ateş püskürüyor. Bize nefes alacak alanlar bırakmadılar! Doğru söze ne denir?
Dünyada herkese yetecek kadar herşey var ama açgözlüler doymak bilmedikleri için böyle bir yoksulluk deryasında yüzüyor insanlık, kendi ülkemde zaten herşey ayen beyan meydanda. Ne gelirse yokluktan gelir demiş birileri; ne doğru laf söylemiş ama yoksulluk insanları alçaltır, hileye, hırsızlığa, yalancılığa, serseriliğe sürükler. Doğal olarak yurt sevgisi azalır.
Yoksulun olduğu yere aşk bile uğramazmış, bunu çoğu kişi yanlış yorumluyor, oysa işin özü asla böyle değildir. Bu şu anlama gelir, kadın erkeği yoksul olduğu için terk etmez. Adamın parası bittiğinde yaşama sevincini de kaybeder. Kalbini de kaybeder yani, birdenbire değersizleşir herşey kendisi de birlikte. Gördünüz mü? Yoksulluk kapıdan girdi, aşk da pencereden çıktı gitti…
Yoksulluk bu ayıp değil ama acı bir gerçek...